ANA SAYFA      RSS ile takip



Çinli Görevlilere Ömür Boyu Hapis Cezası

Three people have been sentenced to life in prison by a Chinese court for their roles in a mine explosion that killed 105 people last year.

BBC haber sitesinden aldığım bu uzun cümle nasıl Türkçeye çevrilir? Ya aynen uzun bir cümle olarak ya da içindeki yan cümlecikleri ayırarak çevirebiliriz.

Hangisini niçin tercih edelim?
Çeviri yaparken şunlar göz önünde bulundurulmalı:
1- O kişi bu sözleri Türkçe söyleseydi nasıl cümle kurardı?
2- Aynı şeyi ben kendi dilimde anlatsaydım nasıl anlatırdım?

Üç ayrı şekilde tercüme etmeye çalıştım:

1- Geçen yıl 10 kişinin öldüğü maden ocağı patlamasındaki rolleri için üç kişi Çin’deki bir mahkeme tarafından ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.
2- Çin’de üç kişi ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Geçen yıl bir maden ocağı patlamasında 105 kişi ölmüştü. Bu üç kişi ölümlerden sorumlu bulundu.
3- Bir Çin mahkemesi geçen yıl bir maden ocağı patlamasında 105 kişinin ölümüne sebebiyet verdikleri için üç kişiyi ömür boyu hapis cezasına çarptırdı.

İkinci örnekte “bir Çin mahkemesi” kelimeleri kullanılmadı. Resmî cezaların zaten devletin mahkemeleri tarafından verildiğini herkes bildiği için bu üç kelimeyi çeviride kullanmayı gerek görmedim.

Üçüncü örnekte çatı değişikliği var. İngilizcesinde edilgen çatıda iken burada çatısı etken oldu. Gerekirse çevirilerde bu yapılabilir. Üçüncü örnek ayrıca Türkçemizin zaman çekimi kiplerinin netliği uygun olmadığı için manayı net yansıtamıyor. O kişilere verilen ceza şimdi mi yoksa geçen yıl mı verildi? İşte bütün bunlara dikkat edilmelidir.

Haber yazılarında İngilizcede derece derece olayın anlatılması vardır. Tercüme ederken bunlara “aynen” uyulması çok fazla gerekmez. İngilizler önce haber başlığının çok çarpıcı ve dikkat çekici olmasını amaçlar. Sonra ilk paragrafta punto harflerle veya esas yazıdan değişik tarzda harflerle olay çok kısaca anlatılır. Bu anlatım öyle bir şekilde olmalıdır ki, okuyucu buradan haberin özünü anlasın ve devamını okuyup okumayacağına karar versin. Sonraki paragraflarda ise olay detaylarıyla anlatılır.

İngilizcede haber başlıkları özenle seçilir. En çarpıcı kelimeleri seçmek çok önemlidir. O kelimeler haberdeki olayla tam uyumlu olmayan kelimeler bile olabilir.
Bu çevirdiğim örnek cümle, başlıktan sonraki kısa bilgi idi.
Başlık ise: “Life sentences for China officials”
“Çinli Görevlilere Ömür Boyu Hapis Cezası” diye çevrilebilir. Ben “Çinli Görevliler” diye çevirirken İngilizcesinde “Çin Görevlileri” denmiş.

Burada “official” görevli anlamında ama aslında üst düzeyde ve büyük pozisyonlardaki görevliler için kullanılan bir kelimedir. Aynı kelime sıfat olarak “resmî” anlamına da gelir.
sentence: (Kanunen) cezaya çarptırmak demek olup ayrıca bir dil bilgisi terimi olarak “cümle” demektir.
court: mahkeme
mine: maden ocağı

Etiketler: ,

“Çinli Görevlilere Ömür Boyu Hapis Cezası” Yazısına 3 Yorum

  1. Elif
  2. Merhaba,
    Sitende/blogunda çok yararlı ve hoş şeyler yazıyorsun, tebrik ederim.
    Bu yazı ile ilgili yorum yapma ihtiyacı duydum, çünkü üç farklı çevirinden de hoşnut kalmadım.

    İki numaralı çeviri kabul edilebilir bir çeviri değil; evet, olayı anlatıyor ama iyi bir tercüme ile değil. Çok kopuk. Unutmamamız gereken şey bu çevirinin resmi bir gazete dilinde olması gerektiği. Ayrıca son cümlede bu üç kişinin patlamadan sorumlu olduğu anlamı var, İngilizce cümledeki anlam bu değil.
    Üç numaralı daya iyi ama yine patlamadan sadece bu üç kişinin sorumlu olduğu anlamı var.
    Bir numaralı çevirideki “rol oynama” terimi beni rahatsız etti. Ben birkaç senedir Türkiye dışında yaşıyorum (yaşadığım ülkedeki işim profesyonel tercümanlık), onun için bilmiyorum, belki de artık bu terim İngilizce’deki gibi kullanılıyor, ama bir rolü oynamak daha ziyade sanat terimi bence.

    Ben bu çeviriyi şöyle yaptım:
    Üç kişi geçtiğimiz sene 105 kişinin ölümüne sebep veren bir maden ocağı patlamasındaki işlevleri dolayısıyla bir Çin mahkemesi tarafından hayat boyu hapis cezasına çarptırıldı.

    Şöyle de olabilir:
    Bir Çin mahkemesi geçtiğimiz sene 105 kişinin ölümüne sebep veren bir maden ocağı patlamasındaki işlevleri dolayısıyla üç kişiye hayat boyu hapis cezası verdi.

    Teşekkür ederim, iyi günler.

    *****
    Cevap:
    “Rol” Türkçede de o anlamda kullanılıyor. Bazı kelimelerinin İngilizcede kullanıldığı manada dilimizde de kullanılmaya başlamasına sebep olan en büyük etken dublajlı yabancı filmlerdir. Kalitesiz çevirmenler hiçbir şeye dikkat etmeden çalakalem çeviri yapıyor. Televizyonlarda Türkçe olarak seslendirilen bu filmleri seyreden insanlarımız böylece ingilizce etkisi altında bir Türkçe duya duya bu bozuk dili benimsiyor. Zamanla aynı şeylerin tekrarlanması sonucu kalıcı etkiler söz konusu oluyor. Böylece ingilizcedeki bazı kelimeler ve bazı ifade biçimleri kalıcı olarak Türkçemize yerleşiyor.

    İkinci çevirimin son cümlesinde yanılıyorsunuz. ingilizcesinde “for their….” derken burada for “-den dolayı” anlamında kullanılmış. “… den dolayı …cesasına çarptırıldı.” Siz de işlevleri “dolayısıyla” demişsiniz. aynı şey.
    Ayrıca benim ikinci çevirimin resmî olmadığı hiç söylenemez. İngilizcede uzun cümle kurma alışkanlığı vardır. Diller arasındaki farklılıklara dikkat edilmeli. Uzun cümleyi uzun cümle olarak çevireyim diye uğraşan kitap çevirmenleri yüzünden çeviri kitap okuyamıyorum. çünkü anlam bozukluğu çok. Çevirmişler ama sanıyorum kurdukları bazı uzun cümlelerin manalarını kendileri de anlamıyor.

    Sizin çevirinizdeki “işlev” uymamış. Rol derken “sebebiyet” söz konusu. Bu sebep ise ihmalkarlık olabilir, masraf yapmamak için bile bile tedbir almamak olabilir.

    Çevirilerinizdeki fazlalıklar ve hatalar:
    “sebep veren” demeniz yanlış. Sebep olan, yol açan veya sebebiyet veren daha iyi olurdu.
    Yazıda hem sebebiyet veren denilmesi, hem işlevleri dolayısıyla denilmesi fazlalığa yol açmış.
    İkinci örneğiniz birinci örneğinizden daha iyi aslında.

    Benim birinci örnek fena değil. “için” kelimesini değiştirerek ve “Çin’deki” ifadesindeki “ki”yi kaldırarak buraya tekrar yazıyorum:
    Geçen yıl 10 kişinin öldüğü maden ocağı patlamasındaki rollerinden dolayı üç kişi Çin’de bir mahkeme tarafından ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

    Her neyse.. Çeviride her şeye dikkat edilmeli. Haber konuları ayrı, resmi yazışmalar ayrı, edebi metinler ayrı dikkat ve özenle ele alınmalı. Çevirirken “ölü” yazı değil “yaşayan” mana esas kaynaktaki ile ve yazarın kastettiği ile paralel tutularak esas alınmalı. Haber çevirilerinde ve ansiklopedik bilgilerde diğer konularda olunduğundan çok daha esnek davranılabilir ayrıca.

    Yorumunuz ve ilginiz için çok teşekkür ederim.

  3. Elif
  4. Cok dogru, sebep veren değil sebep olan ya da sebebiyet veren olmalı. Rol deyimi yine de hoşuma gitmedi, ama demek bu şekilde kullanılıyor. Ben yazıdaki ikinci tercümeyi kesinlikle kullanmazdım; evet, bazı çok uzun cümleler parçalanabilir, ama bu o kadar uzun bir cümle değil.

    Sebebiyet aslında tam da söylenmek istenen şey, öyle değil mi?

    Bu nasıl:
    Bir Çin mahkemesi geçtiğimiz sene 105 kişinin ölümüne yol açan bir maden ocağı patlamasına sebebiyet vermeleri nedeniyle üç kişiye ömür boyu hapis cezası verdi.

    Ya da:
    Üç kişi geçtiğimiz sene 105 kişinin ölümüne yol açan bir maden ocağı patlamasına sebebiyet vermeleri nedeniyle bir Çin mahkemesi tarafından ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

    Bir de rol oynayarak:
    Üç kişi geçtiğimiz sene 105 kişinin ölümüne yol açan bir maden ocağı patlamasında oynadıkları rol dolayısıyla bir Çin mahkemesi tarafından ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

    Iıh, rol oynamaya ısınamadım, bence ilk cümle en iyisi.

    İyi günler.

    *****
    Cevap:
    Evet bu birincisi iyi oldu. Gösterdiğiniz ilgi ve yardım için gerçekten çok teşekkür ederim.
    Bu arada “rol” kelimesinin ingilizcedeki farklı kullanımlarının Türkçemize geçmiş olması her ne kadar kabul edilebilir bir şey olsa da ben de ısınabilmiş değilim.
    Diller arası etkileşim kaçınılmaz olarak her zaman gerçekleşen bir şey.
    Sizin “çok doğru” demeniz bile İngilizcedeki “quite right” sözünün bir şekilde dilimize geçmiş ve benimsenmiş bir örneği aslında.
    Not: Önceki yorumunuza cevap yazarken uykulu ve yorgundum. Zihin bulanıklığı içinde cevap yazmışım. Kabalık gibi algılanacak bir şey olduysa özür dilerim.
    Aslında dilimizde çok şey diğer dillerden alınmış. En çok da kelimeler.. Meselâ şunların hepsi Arapçadan dilimize geçmiş: sebep, sebebiyet, asıl, mana, meselâ, kelime, kitap, kalem, defter (bu farsçadan), …..

  5. Elif
  6. Evet, dilleri bu kadar zengin ve güzel kılan da bu aslında (her ne kadar bazıları kulağa çok yapmacık ve suni gelse de), öyle değil mi? Dil yaşayan bir şey, sürekli olarak değişmesi kaçınılmaz. İnterneti kullanarak, uluslararası seyahat ederek, farklı ülkelerde yaşayarak bizler de bu değişimde büyük ‘rol oynuyoruz’ :-) (Aaa, ‘payımız var’ da diyebiliriz bu cümlede rol oynama yerine - her ne kadar yukarıdaki örnekte uygun olmasa da…)

    Bu arada kesinlikle kabalık olarak algılamadım yanıtınızı; aslını söylemek gerekirese ben ’sen’li hitap edip siz de ’siz’li hitap edince ben kendimi çok kaba hissettim; özür dilerim. Çocuklarıma “Türkçe’de tanımadığınız kimselere ve sizden büyüklere siz demelisiniz,” diyorum ama buna kendim uymuyorum! Ama siz bana sen diyebilirsiniz bundan sonra tekrar yazışırsak.

    Bence bir cümle üzerinde ikimizin bu kadar uğraşması hem çok enteresan hem de eğlenceliydi. Ben burada yoğunlukla Türkçe-İngilizce çeviri yapıyorum; gördüm ki Türkçem paslanıyor! Bunu artık çocuklarla konuşurken bile farkedebiliyorum - aklıma hemen gelmeyen kelimeler oluyor, bu da beni çok üzüyor. En özlediğim şey de güzel Türkçe konuşan insanlarla sohbet etmek ve kitap okumak… Gerçi onlar da Türkiye’de azınlıkta artık galiba. Türkiye’ye son gidişimde duyduğum ve okuduğum lisan beni şaşırttı. Büyük küçük çoğu kimse sizin televizyon dili dediğinizi kullanıyordu.

    Aslında burada da aynı durum sözkonusu; özellikle gençlerin Amerikan TV dizilerinden alıntı o kadar çok lafı var ki. Ve çoğu kişi kendi dillerini düzgün konuşma ve yazma konusunda zayıflar. En sık yapılan hatalardan biri ‘I’ ve ‘me’ gibi zamirlerin karıştırılması (”He told Helen and me that he was happy.” yerine “He told Helen and I that he was happy.” diyorlar, mesela, ya da “Her and I saw a movie,” diyorlar). Gerekli gereksiz isimlerin baş harflerini cümle içinde büyük yazıyorlar, yani özel olmayan isimlerin bile: “I went to School today,” gibi. Kesme işaretini yanlış kullanıyorlar çoğu yerde (photo’s, avocado’s gibi). Ve en yaygını ‘are’ yerine ‘is’: “There’s five houses on that street,” gibi. Belki saçma ama bunlar benim tüylerimi ürpertiyor! Bu konuda harika bir kitap tavsiye edebilirim eğer bulma imkanınız varsa: Eats, Shoots & Leaves. Yazarı Lynne Truss.

    Harika bir gün dilerim!
    Elif

    *****
    Cevap:
    Bana “sen” diye hitap etmenizin hiç bir sakıncası yok. Ben ise sebebini bir türlü çözemedim, internetteki yazışmalarda bazı kişilere “sen” diye hitap etmekten rahatsız olurken bazı kişilere de “siz” diye hitap etmekten rahatsız oluyorum. Bu yüzden doğal olarak içimden geldiği gibi hitap etmem gerekiyor. Bana ricada bulunulması veya benim kendimi zorlamam bu konuda pek etkili olamıyor. Siz de doğal davranın en iyisi.

    “Gerçi onlar da Türkiye’de azınlıkta…..” konusu: Evet, aynen öyle. Benim yazı dilim iyi olduğu halde konuşma dilim bu kadar iyi değildir. Çünkü konuşacak zengin kelime hazinesi olan kimsem yok. Bu yüzden konuşma dilim biraz sığ kaldı. Konuşurken ben de bazen bazı kelimelerin ingilizcesini ilk hatırlarım. Bu da bir zamanlar ingilizlerle çok sohbet etmemin getirdiği bir şey. Zaten benim hatırlayamadığım kelimelerin Türkçeleri de yok ya o da ayrı bir sorun. Burada insanlar adeta tanzanca konuşarak, hatta vücut diliyle konuşarak anlaşıyorlar desem çok mu abartmış olurum?
    Hızlı yaşam, her işin kolayına kaçıp işleri kısa sürede halledebilme çabası, bir şeyleri kaçırma korkusu insanımızın dilini kötü etkiliyor.
    İnsanımızın yazı dili de bir felaket. Bazı blogcular var, yazarlığa ciddi heveslenmiş, ayrıca yazdıklarını kitap haline getireceklerinden bahsediyorlar. Ama zahmet edip de biraz olsun yazım kuralları öğrenmeye hiç niyetleri yok. Yazıya saygısı olmayandan nasıl yazar olabilir ki? Güler misin ağlar mısın!
    Tavsiye ettiğiniz kitabı bulabileceğim yerler var istanbulda. Daha doğrusu İngiltere’den Amerika’dan kitap getiriliyor. O kitaptan getirmişler midir bilmiyorum. Bazı kitabevleri sipariş alıyor daha sonra istenen kitabı getirtiyor. Böyle de olabilir belki.

Yorumunuzu Aşağıya Yazabilirsiniz

Buradaki diğer yorumlara olabilecek eleştirilerinizi hakarete kaçmadan yapmalısınız.